1115 nolu Hadis’in
İzahı:
Hz. Câbir hadîsinin
ikinci rivayetini Buhâri Ebû Dâvud ve Nesaî «Kitâbu's-Savm» da tahric
etmişlerdir.
Bu babda Sahabe-i kiram
'dan Abdullah îbni Ömer, Ka'b. Mâlik, İbni Abbâs ve Ebû Hureyre (Radiyallahu
anh) hazerâtından da rivayetler vardır.
1- İbni Ömer hadîsini
Tahavî ile İbni Mâce tahric etmişlerdir. Bu hadîsde Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem):
«Seferde oruç tutmak
tâattan mâdut değildir.» buyurmuştur.
2- Ka'b b. Mâlik
(Radiyallahu anh) hadîsini Tahavî tahric etmiştir. Mezkûr hadîsde dahi:
«Seferde oruç tutmanız
tâ attan mâdut değildir.» buyurulmaktadır.
Aynı rivayeti Nesaî ile
İbni Mâce ve Taberâni de tahric etmişlerdir.
3- îbni Abbâs rivayetini
İbni Adiyy rivayet etmiştir. Hadis aynen İbni Ömer rivayeti gibidir.
4- Ebû Hureyre
(Radiyallahu anh) rivayetini yine İbni Adiyy
tahric etmiştir. Mezkûr rivayet de yukarkiler gibidir. Râvileri arasında
Muhammed İbni İshak vardır. Bu zâtın hadîsi münkerdir.
Tahavî : «Ulemâdan bir
cemâat bu hadîslerle istidlal ederek Ramazanda sefer eden bir kimsenin oruç
tutması afdal olduğunu söylemişlerdir.» diyor.
Tahavî 'nin bunlardan
muradı: Saîd b. Cübeyr, Sa'idü'bnü'l-Miiseyyeb, Ömer b, Abdilazîz, Şabî, Evzaî,
Katâde, İmam Şafiî, İmam Ahmed ve İshâkdır.
Câbir (Radiyallahu anh)
hadîsinin birinci rivayetinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) efendimizin :
«Onlar asilerdir.»
buyurduğu kimseleri ulemâ «Oruçtan mütezarrır olanlar.» mânâsına
hamletmişlerdir. Yahut orucu bozmanın caiz olduğunu beyân için Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendilerine iftar emrini vermiş, bu emre
muhalefet ettikleri için onlara asiler demiştir.
Nevevi diyor ki: «Her
iki takdire göre de oruçdan zarar görmemek şartıyla sefer hâlinde oruç tutan
kimse âsi değildir. Birinci te'vili hadîsin ikinci rivâyetindeki: «Cemaata oruç
tutmak meşakkatli geldi.» cümlesi te'yid etmektedir.
Bu rivayet mutlak olan
öteki rivayetleri beyân etmektedir. Bütün rivayetlerden murâd: Oruçtan zarar görmiyenlerdir.
Câbir hadîsinin ikinci
rivayetinde üzeri gölgelendirildiğinden bahsedilen zât'ın Ebû îsrâil olduğu söylenir.
Hatibin
«Kitâbü'l-Mübhemât» nâm eserinde beyân ettiği vecihle Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) Ebû İsrail'i iki oğlunun kolları arasında üzeri gölgelenerek
sürüklenirken görmüş ve onun neden böyle götürüldüğünü sormuş. Ashâb:
— «Bu zât Beytullah'a yürüyerek gitmeyi
nezretmiş.» demişler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem):
— Şüphesiz ki Allah bunu nefsini ta'zib
etmesinden müsteğnidir. Ona emredin de gitsin hayvana binsin.» buyurmuşlar.
îmam Ahmed b. Hanbel'in
«Müsned» inde mezkûr zât'ın gölgelendirilen şahıs olmadığına işaret vardır.
Zahirîler 'den bâzıları «Sefer
halinde oruç tutmak tâattan mâdut değildir.» Hadîsi ile istidlâl ederek:
«Taâttan mâdut olmayınca oruç tutmak günahtır. Binâenaleyh Ramazanda sefer
hâlinde tutulan oruç farz yerine geçmez.» demişlerdir. ,
Tahavî: «Bu hadîsin
lâfzı zikri geçen muayyen şahsa mahsûstur. Hadîsin mânâsı: İnsanın kendini bu
derece yorması tâat sayılamaz, Allah oruç tutmamak için ruhsat vermiştir,
demektir.» şeklinde te'vilde bulunmuştur.
Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'in şiddetli sıcaklarda seferde bizzat oruç tutmuş olması bu
te'vîlin sıhhatine delildir.
Seferde oruç tutmak
günah olsa, ondan herkesden Önce kendisi kaçınırdı.
Bu hususta başka
te'viller de vardır. Şer'î kaaide şudur ki: Teâlâ Hazretleri bu ümmete takat
getirerniyecekleri şeyleri teklif buyurmamıştır.
Hasta olan mukîm ile
oruç kendini bîtap düşüren zayif, telef-i nefis-den korkanlarsa iftar
etmelerine ruhsat vermiştir. Böylelerinin oruç tutması isyan sayılır. Birinci
rivayetteki «Onlar âsilerdir.» sözü de buna hamlolunur.
Oruç tutmak kendilerine
zarar vermiyen kimselerin hükmü ise az yukarıda görüldüğü veçhile tutup
tutmamakta muhayyer olmalarıdır.
Rivayetlerin arası bu
suretle bulunmuş olur.
Ortada muâraza olmadığı
için nesih iddiasına'da mahal kalmaz.
Nesaî'nin tahric ettiği
bir hadîsde Resulullah, (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
«Şüphesiz kİ Allah
yolcudan oruçla namazın yarısını kaldırmıştır.» buyurmuştur.